‘Ankesör’den açığa alınan yarbay ‘inançlı değilim’ notu bırakarak intihar etti

Ankara MEBDS Okulu ve Eğtim Merkezi Komutanlığı bünyesinde görevli Muhabere Yarbay Gökhan Ünyeli’nin geride bir mektup bırakarak intihar ettiği ortaya çıktı.

Büyütmek için resme tıklayın

Ankara MEBS Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı bünyesinde görevli bulunan Muhabere Yarbay Gökhan Ünyeli, önceki gün kendi evinde yaşamına son verdi.

Gökhan Ünyeli’nin ankesörlü arama üzerinden hakkında yürütülen bir soruşturma kapsamında açığa alınma kararının kendisine bildirilmesi üzerine intihar ettiği belirtildi.

Gazeteci Müyesser Yıldız’ın haberine göre, 42 yaşındaki Gökhan Ünyeli, 15 Temmuz’un öncesinde ve sonrasında kritik görevlerde rol aldı. 1 yıldır da Kara Kuvvetleri Komutanlığı Eğitim ve Doktrin Komutanlığı’na (EDOK) bağlı Muhabere Elektronik Bilgi Sistemleri Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı’nda (MEBS) görev yapıyordu.

Ünyeli’nin 12 yıl önce telefonuna gelen bir çağrı, başını derde soktu. Salı akşamı mesaiden çıkarken kendisine açığa alındığı bildirildi.

Yalnız başına yaşadığı Ankara Oran’daki evine gitti ve Whatsapp üzerinden devrelerine, bazı amirlerine ve mesai arkadaşlarına intihar mektubu gönderdi.

Yarbay Gökhan Ünyeli’nin adresine giden polis ekipleri evde bir intihar mektubu buldu ancak Ünyeli’yi bulamadı.

Güvenlik kamerası kayıtlarından orman yoluna doğru yürüdüğü görülen Ünyeli için arama çalışması başlatıldı. Ormanda askerler ve polisler tarafından bulunan Ünyeli’nin beylik tabancasıyla intihar ettiği anlaşıldı.

Gökhan Ünyeli’nin geride bıraktığı mektupta ise şu cümleler yer aldı:

“Sizlerin arasından bu şekilde ayrıldığım için üzgünüm. 1995 yılından itibaren şerefle üniformasını giydiğim Türk Silahlı Kuvvetleri’nde sizlerle birlikte görev yapmaktan her zaman kıvanç duydum. Yolumun kesiştiği tüm mesai ve kahraman silah arkadaşlarıma en içten dileklerimle teşekkür ederim. Bu kararımın anlık hislerle alınmadığını ve etraflıca düşünülmüş olduğunu bilmenizi isterim. Bu nedenle tercihime saygı duymanızı ve üzülmemenizi temenni ederim.” dedikten sonra şunları vurguladı:

“Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kutsal benliğine ve mümtaz personeline yıllardır yapılan alçak saldırıların hepimiz farkındayız. 1990’lı yıllarda Türk halkının gururla askerini bağrına bastığı o güzel günlerden, içinde bulunduğumuz şu karanlık günlere, yani askeri ötekileştirmeye ve cezalandırmaya nasıl gelindiği hususunu anlatmak gerçekten imkânsız. Henüz 14 yaşında terör örgütlerinin ve aşırı dinci grupların eylem listesinde olmayı öğrenmiştik, ancak bütün halk tarafından topyekûn dışlanmayı tahmin edemezdik. TSK’ya duyulan bu nefretin ve aşağılık duygunun halk tabanına yayılmasını ise hiçbir zaman anlamlandıramadım. Beslenen bu menfur duygular cisimleşerek öncelikle askerin itibarıyla oynandı, ardından özlük haklarına ve yargı kararlarına tezahür etmeye başladı.”

Ardından subay ve astsubayların neler yaşadığını şöyle anlattı:

“Artık subay ve astsubaylık, doğrudan emekli olunamayan meslekler haline geldi. İnanması güç; ancak subaylarda resen ayırma ve kadrosuzluk, astsubaylarda ise yaş haddinden istisnasız olarak kapı önüne konuluyorsunuz ve emekli olabilmek için 10-19 yıl maaşsız ve sağlık güvencesiz beklemeniz gerekir. Sen, mesai mefhumu gözetmeden ülkemizin huzur ve güvenliği için gece gündüz, yaz kış demeden, hayatını hiçe sayarak her türlü tehlikeye karşı mücadele et, ancak emekliliğini hak edemeden TSK ile ilişiğin kesilsin. Kendi özelimde ise 8 Eylül 1999 öncesi SGK giriş olmasına rağmen ne emekli olabiliyor ne de zorunlu hizmetten dolayı istifa edebiliyorum. Aynı yaşta olduğum devre arkadaşlarımın çoğunluğu emekli olabiliyorken, kanunun tamamen yanlış yorumlanmasından dolayı benim de içinde bulunduğum bir avuç subay ve astsubay daha önce emsali olmayan bir mağduriyet yaşıyor. Yargı yolu da kapanan bu mağduriyet başka bir meslek grubunda olsaydı nasıl bir yargı kararının çıkacağını tahmin etmek hiç zor değil.”

Bu Gidişle Yargılanmayan Asker Kalmayacak”

Devamını ise şöyle getirdi:

“Onur ve şeref duygusu, bir subayın asla taviz vermeyeceği kutsal değerlerdir. Ergenekon, Balyoz, Askeri casusluk vb. davalar ile başlayan ve 15 Temmuz menfur darbe girişimi sonrasında farklı boyuta evrilen süreç sonunda, sanırım yargılanmayan veya idari tedbir uygulanmayan asker şahıs kalmayacak. Üzülerek ifade ederim ki, son bir yıldır benim de şahsıma yönelik onur kırıcı idari/adli tedbirler uygulanmıştır. Tam 12 yıl önce kim olduğu belirsiz bir kişi tarafından telefonuma yapılan cevapsız çağrı nedeniyle yaşadıklarım umarım kimsenin başına gelmez. Tabii ki tüm toplumun adeta görmezden geldiği, 90 yaşında haksızca hapishanelerde ölüme terk edilen onca asker varken kendi durumumu acıklı hale getirmeyeceğim. Ancak tek amacı Türk Milletinin tarihine ve ebedi Başkomutan’ımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün güvenine lâyık olmaya çalışan, Anayasa’ya bağlılıktan ödün vermeyen ve askerlik mesleğinin gerektirdiği tüm vazifeleri yerine getiren biri olarak bana karşı yapılan haksızlıklar tahammül sınırını aşmıştır. Meclis kürsüsünden FETÖ elebaşına methiye düzenlerin Adalet Bakanı olduğu, fotoğraf çektirmek için el pençe divan duranların milletvekili olduğu bir ortamda elbette konuyu ciddiye alma diyebilirsiniz, ancak duyduğum öfkeyi bastıramıyor ve kabullenemiyorum.”

Genç askerlere tavsiye verdi: Her hareketinizi kayıt altına alın ve telefonunuza gelen cevapsız çağrılarla ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunun

Genç subay ve astsubaylara; “Türk askerinin şerefine yönelik saldırıların daha da artacağı ve benzer süreçlere çekilmeye çalışılacağı gerçeğinden hareketle, ileride kuvvetle muhtemel karşılaşacakları idari ve adli süreçlerden alınlarının akıyla çıkmaları için her hareketlerini kayıt altına almaları ve telefonlarına gelen cevapsız çağrılarla ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunmalarını” tavsiye eden Gökhan Yarbay’ın son sözleri ve dileği ise şunlar oldu:

“İnandığım ve bildiğim tek gerçek, Türk Milletinin ve kültürünün yüksek karakteridir. FETÖ ve PKK başta olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğüne kasteden tüm terör örgütlerini lanetliyorum. Hemşericiliğin, tarikatçılığın ve hizipçiliğin olmadığı, sadece Türk vatandaşı olmanın aidiyet duygusu için yeterli olduğu bir ülke hayal ediyorum. Türk Milletinin, kendi evlâtları olan Türk Silahlı Kuvvetleri’ne tekrar sahip çıkması dileğiyle. Elveda.”

29 Mar 2024 - 14:07 - Gündem